|
Mevlana inanç turizminin önemli merkezlerinden olan
eski Selçuklu başkenti Konya, bölgesindeki doğal
güzellikleri ve tarihi mekanlarıyla her geçen yıl
biraz daha turizme kazandırılan önemli bir
potansiyeli barındırıyor.
Konyada, Anadolu Selçuklu devletine başkentlik
yapması nedeniyle çok sayıda İslam eseri bulunuyor.
Selçukludan kalma han, kervansaray,cami, medrese ve
kümbetlerle yaşayan bir tarihin sahibi olan kent,
bugün de dünyaca ünlü düşünce adamı Mevlananın kim
olursan ol gelçağrısına cevap verenlerin uğrak
yeri...
Mevlana Müzesi

Konyanın dünya çapında tanınması ve ABDden Koreye
kadar geniş bir coğrafyadan turist çekerek inanç
turizminde merkez olmasında içinde Mevlananın
türbesinin bulunduğu Mevlana Müzesi önemli rolü
bulunuyor. Dünyanın dört bir yanından çok sayıda
turistin ziyaret ettiği Mevlana Müzesi, geçen yıl 1
milyon 398 bin ziyaretçi sayısına
ulaşarakTürkiyenin en fazla ziyaret edilen müzesi
oldu. Müzeye, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa,
Antalya gibi büyük illerinyanı sıra çok sayıda ilden
düzenlenen özel turlarla gelinebiliyor. Mevlana
müzesi her yıl yerli ve yabancı yüz binlerce turist
tarafından ziyaret edilirken, 10-17 Aralık tarihleri
arasındaki Mevlana Haftasında gerçekleştirilen
Vuslat Törenleri büyük ilgi görüyor. Bu tarihlerde
yabancı ve yerli tur şirketleriyle ya da bireysel
olarak Konyaya gelen ziyaretçiler otellerdeki
doluluk oranını yüzde 100e çıkarıyor. Biletleri
haftalar öncesinden satılan Vuslat Törenleri için
dünyanın her yerinden Mevlana tutkunları Konyaya
akın ediyor.
ÖREN YERLERİ
Ören yerleri açısından da zengin olan Konyada Çumra
İlçesi yakınlarındaki Çatalhöyük 9 bin yıllık
geçmişi ile ön plana çıkıyor. Dünyanın en eski
yerleşim birimleri arasında gösterilen
Çatalhöyük, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara
ait özgün buluntular ile yazının bulunmasından
önceki insanlık tarihine ışık tutan merkezlerin
başında geliyor. Şimdilik tur firmalarının
programına alınmayan Çatalhöyükü gezmek isteyenler
kendi imkanları ile bölgeye gidebiliyor.
Merkez Selçuklu İlçesine bağlı Sille Mahallesinde
yer alan, 327 yılında Bizans İmparatoru
Constantinin annesi Helenanın, Hac için Kudüse
giderken Konyaya uğradığı dönemde yaptırdığı Sille
Aya-Elena Kilisesi, Konyanın Beyşehir İlçesinde
bulunan Hititlerden kalma Eflatunpınar Havuzu ile
Hitit Anıtı, yine Beyşehirde Sultan 1. Alaeddin
Keykubad tarafından 1226-1236 yılları arasında
yaptırılan Kubad-Abad Sarayı, Karahöyük ve Kilistra
gibi yerler de Konyanın gezilebilecek önemli ören
yerleri arasında yer alıyor.
Tahıl Ambarı olarak nitelendirilen Konyanın
Halkapınar İlçesinde dünyanın ilk Tarım Anıtı
olarak kabul edilen İvriz Kaya Kabartmaları
bulunuyor. Tuvana Krallığından günümüze kadar gelen
en önemli kültür varlıklarından birisi olan İvriz
Kaya Kabartması, Toroslardan doğan zengin kar
sularının oluşturduğu tarihi İvriz Çayının
kaynağında bulunuyor. M.Ö. 800 yıllarında Tuvana
ülkesinin krallarından Varpalawas tarafından
yaptırılan anıtta, kralın elindeki üzüm salkımını
Bereket Tanrısına sunması tasvir ediliyor.
DOĞA TURİZMİYLE MEKE VE BEYŞEHİR GÖLÜ
Konyanın sahip olduğu doğal güzellikler arasında,
Dünyanın Nazar Boncuğu olarak nitelendirilen Meke
Gölü ve Türkiyenin en büyük tatlı su gölü olma
özelliğini taşıyan Beyşehir Gölü, güzelliğiyle
görenleri kendine hayran bırakıyor. Karapınar
İlçesinde yer alan ve yaklaşık 5 milyon yıl önce
volkanik bir patlama sonucu meydana geldiği sanılan
Meke krater gölü, yaz ve kış aylarında bir nazar
boncuğunu andıran görünümüyle hem doğa tutkunlarını,
hem de fotoğraf meraklılarının ilgisini çekiyor.
Henüz tur firmalarının programlarına yeni girmeye
başlayan ve çok sayıda kuşa ev sahipliği yapan Meke
Gölü de diğer sulak alanlar gibi küresel ısınma
yüzünden yok olma tehlikesi yaşıyor. Göl, genellikle
İçAnadolu turizm firmalarının yaz aylarında
düzenlediği programlarla gezilebiliyor.
Beyşehir Gölü de doğa ve av turizmi açısından
Türkiyenin önde gelen merkezleri arasında yer
alıyor. Günbatımı turlarının düzenlendiği Beyşehir
Gölü, özellikle yaz aylarında çevresini saran
ormanlık alan ve Anamas Dağları ile görülmeye değer
bir manzara oluşturuyor. 30dan fazla adanın
bulunduğu göl, özellikle günbatımında görenleri
kendine hayran bırakıyor. Beyşehir Gölü ve
çevresinin yatırımlar ve etkin tanıtımla doğa
turizminin gelecekteki önemli merkezlerinden biri
olması bekleniyor.
KONYADA MÜZELER
Sultan 2. İzzeddin Keykavus döneminde Emir
Celaleddin Karatay tarafından, 1251 yılında
yaptırılan ve Anadolu Selçuklu devri çini
işçiliğinde önemli yer tutan Karatay Medresesi
Konyanın ziyaret edilebilecek önemli müzeleri
arasında yer alıyor.
Kubad-Abad Sarayı kazı buluntuları arasında olan
duvar çinileri, çini ve cam tabaklar ile Konya ve
yöresinde bulunan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine
ait çini ve seramik tabaklar, kandiller ve alçı
parçalarının sergilendiği müze, Mevlana Müzesi
turları kapsamında gezilebiliyor.
Selçuklu Veziri Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından
1254 yılında yaptırılan, Selçuklu taş işçiliği
şaheserlerinden kabul edilen İnce Minare Müzesi,
1242 yılında Bedreddin Muslih tarafından inşa
ettirilençinilerle süslü açık avlulu Sırçalı Medrese
Müzesi de Mevlana Müzesine yapılan turlarla ziyaret
edilebiliyor.
KONYADA MAĞARA TURİZMİ
Mağara turizmi açısından önemli bir potansiyeli
barındıran Konyanın Derebucak İlçesinde, Balatini
Mağarası, 1830 metre uzunluğuile dikkati çekiyor.
Düden ve kaynak konumunda iki girişi bulunan mağara,
travertenleri, dev cadı kazanları ile görülmeye
değer güzellikleri bünyesinde barındırıyor.
Çamlık Beldesinde bulunan Körükini Mağarası ise
1250 metre uzunluğu ve içinden geçen Uzunsu Deresi
ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisi çekiyor.
Bunlar dışında Suluin Mağarası, Sakaltutan Mağarası,
Susuz Mağarası ile Seydişehirde bulunan 1650 metre
uzunluğunda içerisinde göl bulunan Tınaztepe
Mağarası ve Beyşehir Gölünün güneyindeki Pınarbaşı
Mağarası da Konyanın görülmeye değer doğal
güzelliklerini oluşturuyor.
Selçuklu ve Osmanlı döneminde kalma eserleriyle de
dikkati çeken Konyada, turizm ve sanayisindeki
gelişmesine paralel olarak turizm yatırımları da
artamaya başladı. |